Tükeniyoruz…
“İNSANLIK” tükeniyor…
Ülkemizde gündemden düşmeyen kadına şiddet görüntüleri, birbirinden güzel çocukların ve ana kuzusu yavruların istismar haberleri ile sabahlara uyanıyoruz artık…
Günden güne çoğalıyorlar. Bitmek bilmeyen kötülükleri izlerken “buda mı oldu gerçekten” diyerek günümüze başlıyoruz.
“Bir sabah Narin…
Bir sabah Sıla bebek…
Bir sabah İkbal ve Ayşenur…
Ve daha nice güzel kızlarımız”
Sokak ortasında kocasından şiddet gören kadınlar, köşeye sıkıştırılıp taciz edilen kadınlar, sözle veya fiziksel olarak yapılan şiddetler…
Artık bir çocuk evinin önünde oyun oynarken hiç tanımadığı bir erkek tarafından rahatça cinsel istismara uğruyor. Ki bunu yaparken de elini kolunu sallayarak sokak ortasında rahat rahat yürüyebiliyor.
Toplumsal olarak dünyada sosyal bir çürüme yaşanıyor. Şiddetin her türlüsünü görüyoruz. Bunların en büyük payı tabi ki caydırıcı cezaların olmaması. Adalete güvenmeyen bir nesil ile karşı karşıyayız. İnsanlar artık evlerinden çıkmaya korkuyor. Kendimizi güvende hissetmediğimiz bir duygu ile yaşamaya çalışıyoruz.
Sosyal mecralarında bu tür olaylarda çok büyük payı var tabi…
Ebevyenlere bu konuda büyük görev düşüyor. Çocuklarına küçük yaşlarda telefon vermek, tablet ile oyalamak… ve ne olduğu belirsiz platformalarda oyun oynama adı altında, o sanal dünyada vakit geçirmelerine izin vermek sanırım bir çocuğun ileride ki hayatını büyük ölçüde etkiliyor.
Psikiyatriler bu kötü haberlerin arkasından açıklama yapmaya devam ediyor;
“ÇOCUKLARINIZI SOSYAL MEDYA MECRALARINDA BÜYÜTMEYİN” diyerek uyarılarılarda bulunuyorlar.
Sosyal medyanın güzel yanları varken, şiddetin her türlüsünü ve hatta yazılıp çizilen kötü muhabbetlerin döndüğü bir ortama da şahit oluyoruz. Özenti ile büyüyen bir nesil ve birşey istedikleri anda hemen olan, para kazanmanın çok kolay olduğu kanısı ile büyümesi… “Hiç bir şey yapamasam bile fenomen olurum çok para kazanırım” diyerek gerçek dünyadaki güzellikleri kaçırıyorlar.
Dizilerin, filmlerin çarpık ilişkilerini, argo konuşan oyuncuların kavgalı gürültülü sahnelerini, mafya dizileri ile çocukları televizyon başında büyütüyoruz.
Oysa ki eskiden öyle güzel dizilerimiz vardi ki… Ailenin ne demek olduğunu gösteren, her zorluğa rağmen aile olabilmenin önemli olduğu, dürüstlüğü ve karakterli olmanın önemini anlatan, iyi olmanın ve iyilik yapmanın bir insana neler kazandırabileceğini öğreten dizilerimiz, filmlerimiz vardı.
Akıllı telefonlar yokken birbirlerinin yüzlerine bakıp sohbet eden bir nesil vardı. Yemek masalarında sohbet, eşimizle dostumuzla kahve içmeye gittiğimize elimize telefonu almadan geçirilen kaliteli bir zaman vardı. Kimse kimsenin özelini bilmez, evindeki eşyayı nereden aldığını bile bilmezdi…
Çocukların eline telefon değil, klasik oyuncaklar verilir ve mahallemizin sokağında özgürce, güvenilir bir şekilde top oynar ip atlardı.
Şimdi ise tam tersi… otobüste kavgalar, sokak ortasında silahlı yaralanmalar, trafikte magandalar.. tacizler, ölümler, cinsel istismarlar, kara para, ne yaptığı belli olmayan sosyal medya fenomenlerinin bu nesile bıraktığı izler…
Ne yazık ki üzülerek yazıyorum… tükeniyoruz…
“İnsanlığımız, vicdanımız, merhametimiz ve değerlerimiz tükeniyor.”
Ben bu dünya dönüyorsa hep iyi insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor diye düşünürdüm. Bir yerde iyi insanlar var. İnsanlık her zaman var, iyilik kazanacak derdim…
Ama bu korkunç olaylar günden güne arttıkça
caydırıcı cezaların olmadığını gördükçe, suçluların iki gün sonra elini kolunu sallayarak sokaklarda gezdiğini gördükçe, anne babaların tabutların önünde ağladıklarını izledikçe ne adalete güvenimiz kalıyor ne de daha ileride güzel günleri göreceğimiz aklıma geliyor.
Buradan anne babalara da sesleniyorum…
Sizlere de bu konuda devlet kadar büyük görev düşüyor.
Evlatlarınızı sosyal medya platformlarından elinizden geldiğince uzak tutun. Sizler, anne baba olarak çocuklarınızın ilgisini çekecek ortamlar yaratın, sohbetler edin, oyunlar oynayın… toprağa birşeyler ekin, biçin… kitaplar okuyun ve okutun… değerlerimizden bahsedin.. eskilerden, eskilerin güzelliklerinden bahsedin…
Ebevyn olarak sizler de sosyal medya platformlarından olabildiğince uzak durun, çocuklarınıza örnek olun ki birlikte zaman geçirmenin daha kıymetli olduğunu anlayabilsinler.
Güzel sabahlara uyanacağımız, güzel haberlerle günümüze devam edeceğimiz günleri artık iple çekiyoruz.
Umuyorum devletimiz, yargı mercilerimiz, emniyet teşkilatımız bu konuya bir çözüm bulur ve caydırıcı cezaların gelmesi için ellerinden geleni yaparlar.
Güzel haberler almak dileğiyle…
Esen kalın…

Bayramlarımız… Her geçen gün bir önceki bayramlarımızı anar olduk… Her bayram yaklaştığında aklıma küçüklüğüm gelir… İçimi ısıtan o güzel anılar… Bayram sabahı uyandığımda, o gıcır gıcır ayakkabılar ve birbirinden tatlı...

Türkiye’yi derinden sarsan “yenidoğan çetesi” Yeni doğmuş bebeklerin dünyaya geldiği ilk anlarda “yenidoğan çetesi”nin kötülüklerine ve vicdansızlıklarına maruz kalan sabiler… Melekler, yavrucaklar… Evet, ülkece ümidimizi tam kaybetmişken… Yok mu bir...

Tarih boyunca kadim medeniyetlere ev sahipliği yapan Mersin, üç kıtaya açılan kapıları ile oldukça stratejik bir öneme sahip. Bir basın mensubu olarak Mersin’imize ve Çukurova bölgesine büyük değerler katacak olan...

Mersin’imizin temmuz ayı sıcakları varken bu konuya değinmek boynumuzun borcu oldu. Biliyorsunuz ki Mersin denilince akla deniz, kum, güneş, sahil gelir… Haziran ayından sonra plajlarımız dolup taşar. Pandemiden sonra dikkat...

Sesimi duyan var mı diyerek yazıma başlamak istiyorum. Artık sesimiz duyulsun… Enkaz altında değil, buradan sesimizin duyulmasını istiyoruz. Türkiye 99 Gölcük depreminden sonra en büyük afeti yaşayarak 10 ilde 7,7...

Evet uzun bir aradan sonra sizlere yazmak istedim. Mersin’imiz de güzel şeyler de oluyor artık. Bu yazacağım yazı biraz iddialı olacak ama görünen köy kılavuz istemez mantığı ile bu yazımı...
Mersin'de Haberin Doğru ve Objektif Adresi. Bülten & Reklam için: info@mansetmersin.com