Her sene 12-18 Aralık tarihleri arası Yerli Malı haftası olarak kutlanıyor. Maksat kendi ülkemizde yetişen ürünlerin tüketimini ve tanıtımını sağlamak.
Sene 1975…
Şimdi Aksaray’a, o zaman Ankara Şereflikoçhisar’a bağlı olan köyümüz ilkokulunda okurken her sene “Yerli Malı Haftası” kutlardık.
Bağımızda, bahçemizde, tarlamızda ne yetişirse onları okula getirir, sınıflar da sevinçle yer, kendi el emeğimiz göz nurumuz olan ürettiğimiz ne varsa onu yerli malımız diye bayramını yapardık.
Yaşları müsait olan kardeşlerimiz iyi bilir; Eskiden köylerimizde her hanenin ahırında beş on büyükbaş hayvanı, kapısında elli yüz koyun ve keçisi vardı. Et, Süt, Yoğurt, Yumurta hiç eksik olmazdı. Olmazdı fakat 7/24 taze sütün olduğu günlerde vatandaşımızın körpe çocuklarına okullarımızda yıllarca ne düğü belirsiz “Süt Tozu” dağıtılır çocuklara içirilirdi. Bir Allahın kulu çıkıp da o dönemlerde: “Ya hu… Evlerimizde küpler dolusu sütlerimiz varken neden bu süt tozunu çocuklarımıza içiriyoruz” demedi.
Orijinal el yapımı tereyağlarımız, şifa kaynağı zeytinyağımız dururken ot yağları ve karton kutularda sana yağ dağıtılırdı. Şimdi yiyip içtiğimiz tükettiğimiz yüzlerce yerli olmayan, ham maddesi yerli bile olsa, ismini dahi okumakta zorluk çektiğimiz onlarca tüketilen yabancı menşe ili ihtiyaç maddesi ismi sayabiliriz.
Bir taraftan yerli malı haftası kutladık bir taraftan iğne bile alsak Avrupa mı? diye sormadan hiçbir şey almadık…
Taaki bahçemizde ürettiğimiz portakalımıza, vaşikton kirazımıza, napolyon mandalinamıza King, Biberimize Çarliston, Elmamıza Golden,
Vişnemize Montmorency ve selecsion isimleri verinceye kadar…
Sokağımıza, caddelerimize işyerlerimize alışveriş merkezlerine Avm’lere yabancı isimler vermezsek de tabiî ki olmazdı. O zaman ticaretimizde aksamalar olur müşterilerimizi memnun edemezdik onu da yaptık.
Zeytinimiz, Fındığımız, Cevizimiz, Şeftalimiz, Ayvamız, Çileğimiz, Mandalinamız, Kayısımız, Narımız, Ayranımız, Balımız, Pekmezimiz, Yoğurdumuz vs. Rabbimizin verdiği daha nice nimetler.
Yerli ve Milli nimetlerimiz…
Bir seferberlik ruhu ile Yerli malı üretim ve kullanım bilinci oluşturulması için çaba sarf etmeliyiz. Ülkemizde üretilen her biri birer şifa kaynağı olan ürünlerin tanıtımı yapılmalı…
Kamu kurumlarında, kışlamızda, öğrenci yurtlarımızda, hastanelerimizde, lokantalarımızda yerli ve milli ürünler tüketilmeli…
Büyük alışveriş merkezlerini bazen bizde her vatandaş gibi geziyoruz. Binlerce işyeri arasında bir tek yerli marka ve isim görememenin üzüntüsünü yaşarım her zaman…
İşte o zaman 40 yıl evvel kutladığımız yerli malı haftasını hatırlarım koca bir ah çekerim!
Bin yıllık tarihi olan bir milletin işyerine verecek isimi yok mu ki ürettiği meyveden sebzesine iğneden ipliğine sokağına caddesine mahallesine alışveriş merkezlerine yabancı marka ve isimler veriliyor diye kendi kendime söylenirim. Yabancılaşma hayranlığı elbette ki bununla sınırlı kalmadı…
Yıllardır Avrupalılaşma adına milli olan her şeyimizi terk ettik… feda ettik. Avrupalı gibi yiyip içmekle, giyinmekle, davranmakla kalkınacağımızı, adam gibi adam olacağımızı zannettik, nezaketimizin, birbirimize olan saygımızın, davranışımızın daha güzel olacağını düşündük ne yazık ki bunların hiç birisi olmadı hayal kırıklığına uğradık. Anladık ki Avrupalı olunmakla sokağımız caddemiz insanımız işimiz aşımız iyi güzel doğru olmuyor.
Elhamdülillah gavur seviciliğinin bir oyun olduğuna inanan vatanını, memleketini, milletini, bayrağını seven yeni bir nesil yetişti… Son yıllarda ülkemizin teröre karşı içerde ve dışarıda verdiği mücadeleyi bilmeyenimiz yoktur. Tankı, tüfeği, topu, tabancası yabancı olan harp sanayinde kullanılan ne varsa hepsini yerli malı olarak milli silah olarak yapmaya başladı. Böylece büyük kazanımlara imza attık.
Salgın hastalık sebebiyle zor günler geçiriyoruz. Pandemiden etkilenmeyen kimse kalmadı. O halde gelin madem ki yerli malı haftası kutluyoruz; can çekişen esnafımıza, çiftçimize, köylümüze yerli malı tüketerek alarak destek olarak milli bir duruş sergileyelim. Ayağında yabancı marka ayakkabı, sırtında montu elinde cep telefonu ile caka satarak yerli malı haftası kutlamanın bir faydası olmaz.
İhtiyacımız ne varsa kendi öz kaynaklarımızdan yapalım. Yerli mallarımızı tercih edelim.
Belediye başkanlarımız, mahalli idarelerimiz, yetkili insanlarımız bu konuda duyarlı olmalı…
Esnafı, tüccarı yerli ve milli ürünlerin kullanımında isimleri, markaları kullandırmaya özendirmeli…
Yerli malımızı, yerli ürünlerimizi severek kullanmalıyız.
Ahmet Görgülü
Diyanet-Sen Mersin Şb. Bşk.

Bir sınavdır kurban. Mal ile, can ile, canan ile deneniştir. İmanın, itaatin, ihlâsın, takvanın tartılışıdır. Kaç ayarlık Müslüman oluşumuzun mihenk taşıdır. Kurbanla, Ramazanla, haftada bir Cumayla, günde beş vakit namazla...

1- Kurban Ne Demektir? Kurban, sözlükte yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey anlamına gelir. Dini terim olarak Kurban; Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasını elde etmek için İbadet maksadıyla belirli...

Af ve mağfireti bol Rabbimizin, bizlere güzel lütuflarının sağanak sağanak yağdığı bir zaman dilimine girmenin heyecan ve mutluluğu, Üç ayların müjdecisi Regaib Kandilini idrak edecek olmanın sevinci içerisindeyiz. Bilindiği gibi...

Bizleri, rahmet, bereket, mağfiret mevsimi üç aylara yeniden ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz Hamd’ü senalar olsun. 21 Aralık Pazar günü itibariyle Üç aylar olarak bilinen ve üç ayların ilki olan Recep...

Miladi takvime göre Yılbaşı, Noel kutlamaları Hristiyan geleneği olarak kabul edilmekle birlikte aslında Hristiyanlık’ta dahi bulunmayan ve menşei putperestliğe dayanan ve Roma Katolikleri tarafından Hristiyanlığa adapte edilmiş bir uygulamadır. Kökenine ...

Bilginin verdiği güçten mahrum toplumlar çorak topraklar gibidir. O toplumda hiçbir düşünce ve soylu fikir yeşermez. Maddi gıdadan mahrum insan güçsüz; bilgiden uzak insan ışıksızdır. En büyük servet, en büyük...
Mersin'de Haberin Doğru ve Objektif Adresi. Bülten & Reklam için: info@mansetmersin.com